Cuma, Mayıs 12, 2006

genetik sersemlik

çay bahçesinde oturmuşum, vapurun gelmesini bekliyorum, hava güzel, hayallere dalmışım, keyfim yerinde. derken, tüm güzel hayallerimden, cırtlak bir sesin zorlamasıyla gerçeğe dönüyorum. yanımdaki masalardan birinde, iki sarı kafalı kız, bir adam oturmuş; kızlardan biri bir şeyler anlatıyor. ama bir doktora görünse iyi olur. bu doktor kulak-burun-boğazcıda olabilir, psikologda. ya kulaklarında bir sorun var ya da özgüvenin getirdiği toplumsal bir saygısızlık. dört beş masalık yarıçaptaki herkes gibi bende ister istemez, kızı dinlemek zorunda kalıyorum. konuşan kız yanındaki adamın elini tutuyor; (yüzüklerden karı koca oldukları anlaşılıyor) miğde bulandırıcı, çalışılmış göz parlamsıyla sevgisini belli ettikten sonra karşısındaki diğer kıza dönüp, yine herkesin duyabileceği bir sesle ve genişletilmiş, yayılmış yeni nesil türkçesiyle, “bizim çocuğumuz sarışın olacak,” diyor. ????? nasıl? anlamadım ki? evet, diğeri gibi bu kızında saçları sarıya boyanmış ama kız aslında esmer, yani eminim koyu kahverengi gözlerinin ne renk olduğunu sorsan, “benim gözlerim ela” diyecektir ama kız bildiğin esmer. yanındaki kocasıda tam esmer. ama genetik sersem kız kendini sarışın sanıyor. ne zamandır boyuyorsa saçlarını unutmuş kendini. anlaşılan o ki karşısındaki kız arkadaşıda, kocasıda onun sarışın olduğunu sanıyorlar. inanılmaz. yazık.

Not: bunun belkide sadece bir dilek olabileceği ihtimali, kızın cümleyi kurarken ki, takındığı, zafer kazanmış, bütün dünyayı alt etmiş hal ve tavırlarıyla tamamen iptal olmuştu. (sarışın esmer değil; sağlıklı, mutlu olsun.)

Salı, Mayıs 09, 2006

yeni neslin üstün özellikleri

1-multitasking
cep telefonundan mesaj yazarken, aynı anda karşısındaki insanla, meşguliyetini belli eden boş gözlerle, sohbet edebilme.

2-tek tip düzen
inanılmaz derecede aynı kaynaktan çıkmış gibi görünebilme. aynı sarı saçlar, aynı pantolonlar, aynı ayakabıllar.

3-genişletilmiş romantizm
yolda yürüyen sevgililer. birinde mp3 player. iki kulağında kullaklık. diğerinde mp3 player. iki kulağında kulaklık. sarmaş dolaş herkes kendi hayalinde yürüyor. (aynı şarkıyı dinleme olasılıklarıda ilginç olabilir.)

4-teknolojik iletişim
yüz yüze iletişim özellikleri, evrim geçirerek teknolojik ortamlarada ileri seviyeye ulaşmıştır. (msn, cep telefonu)

5-sanat aşkı
her biri doğal tiyatrocu ve bir nevi yazar. MSN'den hiç tanımadığı insanlara ve her birine farklı olacak şekilde, kendini yeni bir karakterle sunma.

6-türkiyeyi dışarıda tanıtma (japonya örneği)
türkiyedeki, japon kadınlar avrupalılara benzemek için ameliyatla gözlerini büyütüyormuş, söylemine benzer; türkiyedeki kızlar iskandinavlara benzemek için saçlarını sarıya boyatıyormuş, söylemini dışarıda konu yapma.

7-sanatçıları yakından takip
her biri; jennifer lopez, britney spears (böyle yazılıyodu sanırım), pamela anderson, paris hilton, gülşen, hande yener, özcan deniz vs. (sanatçılara bak sen...)

8-kendini özgürce ifade edebilme ve bu uğurda hedefler koyma
kendini ifade edebileceğini düşündüğü markaları hemen anında tespit edebilme, daha iyi ifade için bir ileriki seviyeyi çok iyi bilme. (levis - armani- gucci)

9-arttırılmış özgüven
ne bildiği, neye benzediği önemsiz. bir üstekki maddeyle ilişkili olarak küçük dünyaları yaratmış bir ifade takınma.

10-hızlandırılmış bilgi akışı
MTV, kral bilgi almak için yeterli

11-bireysel düşünce gücü
herşey ama herşey sadece kendisi için. başka kimseyi düşünmeme üstün özelliği.

12-sıfır vicdan noktası
bir üsttekki madenin mecburi kaynağı. yaptığım hiçbirşeyden, hiçbir zaman pişmanlık duymadım (yalaaaaan, yada salak)

13-mükemmel hedef
geleceği için en hızlı, en garantili yol, ünlü olma, birisi onu gözetlesin, o biriyle tv'de evlensin. nasıl olsa şarkı söyleyecek. konservatuar gibi gereksiz bir bölüm olabilir mi?

14-mükemmel kapitalizm
kimseye ama kimseye acıma.

suçlu : ben, yani bir önceki nesil. ama daha çok benden bir önceki nesil. yani, inandığını sandığı düşünceleri için türkiyeyi karıştırıp, sonra tüm bunlardan vazgeçip, köşe başlarındaki, şirketlerin başına geçen kapitalist bir önceki nesil. (öğrenci olayları reklam şirketlerinin staj yeriymiş meğerse)

Pazartesi, Mayıs 01, 2006

yavru kurtçuklar

kurtlar vadisinde abileri matkapla adam öldürürde onlar durur mu? uzatmanın anlamı yok. para her şeyi çözer. en mutlu sen olursun. herkes sana saygı duyar di mi? ee, paraya da öyle çalışarak ulaşacak değiller herhalde.
- büyüyünce ne olacaksın evladım?
- senin gibi öğretmen olup 3 kuruşa talim etmicem hocam, elbette mafya olucam.
bak bak sen sivrisinek kafalıya. emek, ter, umut, başarı, huzur onlar ne ki? ha evet bunlar onun okumadığı, okursa rezil olacağı kitaplardan belki. eskiden sınıflarda birisi hırsızlık yaptı mı, rezil olur bir daha o okula girmezdi. simdi öğrenciler, öğretmenlerinin cep telefonlarına değer biçiyor ve bunuda tüm sınıfa şan olsun diye yayıyor. ahlaksız.
peki ne olacak. aklı silahının çizdiği yolla yükseklerde olan bu kardeşler ne olacak? aradan azimli, şanslılar gerçekten mafya olacak. hapse girecek çıkacak. ama istediği hayatı bulacak. çocuğuna mı ne anlatacak? eh tabiki en iyi bildiği şeyi çöplük olmayı. peki şansızlar ne olacak. onlar başarmışların paspası olarak sürünecek.
onlar mı suçlu?hayır. gırtlak kesmenin marifet olduğunu, gırtlak kesenlerin şan, şöhret, güç, para içinde yüzdüğü hayallerini pompolayan, sonrada kazandığı parayla çoluğunu çocuğunu en pahallı okullara (mümkünse yurt dışına, çünki normal okullarda durum kötü, öğrenciler birbirini kesiyor. niye ki?) gönderen, kurtlar vadisini yayınlayan kanal sahipleri, dizi yapımcıları, senaristleri, yönetmenleri ve oyuncuları suçlu. afiyet olsun.
yapılan bir deneyde 17 yaşındaki gençlerin beyin gelişiminin tam olarak tamamlanmadığı kanıtlanmıştır. bu yaştakı denekler kendilerine gösterilen üzgün bir insan fotoğrafından, fotoğraftaki kişinin ruh halini anlayamamışlardır. şimdi kendi içinde bulundukları durumu anlayamadıkları gibi.
peki bu kurtlar zöpürtüsü dizi hiç mi bir işe yaramadı? valla benim çok da ala işime yaradı. askerde dizi başladımı alayda kurtlar vadisi içtima diye bağırırlardı. ortada kimsecikler kalmazdı. ohh bende kafamı dinlerdim.