Pazartesi, Ağustos 28, 2006

en kötü ihtimalle öğretmenlik yazarım

en güzel meslek hangisidir? hemen cevap vereyim. en güzel meslek, huzur içinde keyifle yapılandır. peki en değerli meslek hangisidir? bu değişebilir. ama adaylarım var. doktorlar mesela, insan hayatından ve sağlığından sorumlulular. bence önemli bir meslek. hukukçular, insanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için varlar. inşaat mühendisleri, insanlara barınacak yerler inşaa ederler. uzun vadede onlarda insan hayatından sorumlular.

iyi doktor ne demek, avukat ya da inşaat mühendisi. herşeyiyle konusuna hakim, gelişmeleri takip eden kişidir, işini iyi yapan. peki bu kadarı yeterli mi? tabiki hayır. dünyanın en iyi cerrahı eğer hastasının böbreğini çalıyorsa, tanınmış avukat rüşvetle yargıyı yanıltıyorsa, mühendisin yaptığı binalar ilk depremde tuz buz oluyorsa; ister kimsenin yapamadığı bir ameliyatı yap, ister en zor davaları çöz, ister en güzel binayı dik bir şey farketmez. işinde iyi değilsin. hatta ahlaksız birisin işi bırak.

üniversitede aldığı mesleki öğretim ve kendi azmiyle çok iyi olan bu doktorun neyi eksik ki hastasından böbrek çalıyor. eğitimi eksik. meslek eğitimi değil. insan olma, ahlaklı olma eğitimi eksik. peki bu nasıl kazanılır? işte burası çok karışık ve dallı budaklı. insanın kendisi kendine ahlak kazandırabilir, ailesinden kazanabilir, çevresinden kazanabilir. yedi yaşında gitmeye başladığı eğitim hayatında kazanabilir.

insanlar farklılık gösterebilir, ailelerde, çocuğun yetişdiği çevrede. herkes için ortak olan tek yer okuldur. herkesin karşısına çıkacağı kişi öğretmenidir. (malesef bu hakkına ulaştırılamıyan çocuklar, özellikle kızlar ayrı bir konu.) bu sebeple en değerli meslek öğretmenliktir. o çocuk doktor olabilir, avukat ya da inşaat mühendisi. dünyanın en iyi üniversitesinede gidebilir. hiç farketmez. tüm hayatı boyunca yanında taşıyacağı çok önemli biri var. beslenmesini yanındaki arkadaşıyla paylaşmasını söyleyen ilkokul öğretmeni, onu düşünmeye zorlayan lise öğretmeni. üniversitede alınan öğretim dışında her mesleğin tabanında öğretmenler yatar.

bir ülkeyi zayıflatmanın en kolay ve garantili yolu, o ülkenin eğitim sistemini bozmaktır.

bir doktor hastasının böbreğini çalıyor, insanlar işlerinden döndüklerinde oturup paparazi izliyor, saçma sapan insanların özel hayatlarının dedi kodusunu izliyor, tv’de biri evleniyor, kadınlar mahalleden stüdyoya otobüs kaldırıyor. bu düzeyliğin sebebini yazacağımı söylemiştim.

doktor sadece kazanmayı düşünmeyi öğrenmiş, insanlar kitap okumayı unutmuş, kendi hayatlarından sıkılmışlar. neden?

çünkü öğretmenleri bu konularla ilgili eğitim verememiş.

çünkü öğretmen için öğretmenlik en güzel meslek değil. çünkü huzurlu değil. çünkü maaşı 800 ytl. evin kirası 400 ytl.

çünkü öğretmen öğrencilerini düşünecek durumda değil. çünkü öğretmen evinin kirasını, elektirik faturasını, çocuğunun yemeğini düşünüyor.

çünkü öğretmen en önemli şeyi, kendini geliştirmeyi başaramıyor. kitap alamıyor. parası yok.

ama bunun yanında büyük bir gazetenin, lümpen köşe yazarı. “hocam bırak o blok flütü. sen çocuklara onu çaldırmaya çalışıyorken, onlar i-pod’larına internetten indirdikleri mp3’leri dinliyor. çağa ayak uydur artık hocam” diyor. ah be akıl fukarası lümpen. ayda 800 ytl, ayda 800 ytl. i-pod dediğin 300-400 $. nasıl çağa ayak uydursun. bilgisayar dediğin 1.000 ytl nasıl çağa ayak uydursun.

ve yetkinliği olanlar öğretmen olmayı tercih etmiyor. yetkinliği olanlarda hayat şartlarında bunu kaybediyor. durum acınası. üniversite sınavına giren öğrenci en kötü ihtimalle öğretmenlik kazanırım diyor. vah vah.

bir ülkedeki gençler en iyi ihtimalle öğretmen olurum demediği sürece o ülke gelişemez, çağdaş, huzurlu bir yer olamaz.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

İran’a nasıl girilir?

laura ve george başlıklı yazımda, bush’un İran’a saldırmak için bir plan peşinde olduğundan, şüphelendiğimi yazmıştım. ABD’de bir yerler patlarsa şaşırmayın demiştim.

senaryoyu artık anladım ABD’de bir yerler patlamayacak. İran’ı tahrik etmeye, kızdırmaya çalışıyorlar. nasıl mı? İsrail’in Lübnan’a yaptıklarına İran’ın kayıtsız kalamayacağını tahmin ediyorlar. sonunda İran yeter diyecek ve İsrail’e saldıracak. bush’da, sazı eline alıp demokrasiye yobazlar, teröristler saldırıyor diyerek İran’a dalacak. bir kez daha başkan seçilecek. (ABD yasalarına göre bir kez daha zaten seçilmeyecek olması bir şey değiştirmiyor. bush sadece isim önemli olan zihniyet. kaldıki savaş durumlarında yasalar değişebilir. bush'un çocuğu var mı? yani hanedenlık devam edecek mi?)

bir sonraki seçimlerde mi ne yapacak? eh saldırılmamış kaç müslüman ülke kaldı?

seçim kazanmak için kendi vatandaşlarını öldürten biri, başka bir ülkeyi haritadan silmeyi rahatlıkla düşünür.

evinde, camın önünde çay içen kadına metro çarptı

başlık garip di mi? Türkiye’de olası bir olay bu. ismi verimeyen bir şirket, sondaj çalışması sırasında, taksim levent metrosunu delip, metronun deldikleri alete çarpmasına sebep olmuş. izinsiz sondaj yapıyor şirket. kimseye ben burayı delebilir miyim diye sormuyor? o da haklı(!) sorsa, yetkili birini bulması 10 yıl sürer. kafasına göre sondaja başlıyor, amaç zemin etüdü. oraya bina dikecek. ama tesadüf işte deldiği zemin metronun tepesiymiş.

eh bunada şükür. ya deldiği alet, metronun tavanından geçmese, orda takılsa. bunlarda sağlam zemin bulduk diye binayı dikseler. kimsede kardeşim buraya bina dikemezsiniz demeyecek. sonuçta temeli metroya dayanan apartmanın daireleri satılıcak. zemin katı yaşlı bir teyze satın alacak, işlerini bitirip keyif çayını camın önünde yudumlarken, metronun tepesi çökecek, bina olduğu gibi metro raylarına oturacak; biraz önce yoldan geçenleri izleyerek çayını içen teyze, son sürat kendine doğru gelen metroyla karşılaşacak

çok mu fantastik oldu? hiçte. anlattıklarımın henüz olmamış olması, Türkiyede olmayacağı anlamına gelmiyor. bu ülke karnaval, bu ülke hayal mahsülü, burada her şey mümkün.


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4898570.asp?m=1&gid=69&srid=3041&oid=1

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

lümpenler

lümpen :
1 - Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan.
2- İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan. – TDK

Türkiye’de boy boy, cins cins tv kanalı, gazete var. bu güçlü silahların, olma sebebi, amacı nedir? amaç çok karışık olmasa gerek. halkı, bilgilendirmek, eğlendirmek, eğitmek gibi bir şeylerdir sanırım amaç. özel tv lerle birlikte bu bir tür ticaretttir. tv kanalı programlarını sunar, izlenmeyi sağlayarak, aldığı reklamlarla para kazanır. izleyici ise bunun karşılığında bilgilendirilmiş, eğitilmiş, eğlenmiş olmalıdır ki kanal devamlılığını sağlayabilsin. buraya kadar her şey normal gözüküyor. ama Türkiye’de bir çok konu bozulup, gerçek amacından saptırıldığı için bu konuda amaçladığı yerde durmuyor. bilgilendirilmek magazin, eğitilmek yeni şarkıcılar, eğlenmek belden aşağı demek bizde. magazin gereklidir belki ama sanırım ana haber bülteninde değil. ya da ana haber bülteninde hava durumu, spor gibi bir magazin bölümü yapınki insanların kafası karışmasın. başbakanın haberinden sonra bilmemne mankenin kıçını görmek tuhaf bir durum. neyse bunlar apayrı konular, bu yazıyı yazma sebebim bu değil. (bu düzeysizliğin çok önemli bir sebebi var, yakında bununla ilgili bir yazı yazacağım.)

bu medyanın çeşitli yerlerinde çeşitli insanlar bulunuyor. bu kadar genel yazmamın sebebi, bu kişilerin gerçekten her yerden çok alakasız konularda mantar gibi çıkıp ahkam kesmeleri. büyük ihtimalle gazetecilik okumuş bu insanlar, okul zamanlarında, ağızlarında sakız hocalarından duydukları bir bilgiyi uygulamaya çalışıyorlar. halkı bilgilendirme, eğitme. ilginç bir şekilde çokda sosyete olan bu medya mensupları, tiraji yüksek bir günlük gazeteden yazıyorlar; hafta sonu pariste bilmeme şarabını mutlaka deneyin, hayatınızda en az bir kez maldivleri görün, etilerdeki hede lokantasında hödö yemeğini çok severim, bu hafta sonu mutlaka dene sevgili okuyucum, zayıflamak için avakado dieti uyguladım, tüm hanımlara tavsiye ediyorum. yuh.

LÜMPENLER

nerde yaşıyorsunuz? kime yazıyorsunuz? insanların büyük çogunluğu açlık sınırında sen maldivler diyorsun. can yücelin zamanında dediği gibi mal sizsiniz divde size...

ya minnacık bir dünyaları var ve o dünyadan başka bir şey bilmiyorlar ve oraya göre yazıyorlar. o zaman bu, onların aldıkları eğitimi pek anlamadıklarının işaretidir. sanırım gazeteci araştırmacıdır. bebek, etiler, maldivler iyi araştırılmış neyseki.

sosyolojide şöyle bir cümle var. “halk vitrindeki malı alamıyorsa, ona ulaşamıdıkça sorun çıkacaktır.”

ya da bir planın parçası olarak bu şekilde yazıyorlar. insanları huzursuz etmek, toplumda kaos yaratmak için. bunu kimler öngördüyse başarılıda olmuşlar. insanların kafada zaten koyun kıvamında. işten eve döndüklerinde en çok merak ettikleri konu hangi ünlü kiminle nerde denize girmiş. hırsızlık, şiddet artmış durumda insanlar vitrindeki mala ulaşamadığı için gerekiyorsa adam öldürüyor.

sizi vitrindeki MALLAR; ülke, maaşlarınızı ödeyenlerin kucağına düşene kadar devam edin. size zaten kurtuluş vaad edildi.

ah pardon herşey yanlış olabilir. amaçları sadece halkı eğlendirmek olabilir. eh halkda güler o zaman ama beklenen organlarıyla değil.